Meryem’in Mayıs Günlüğü

Meryem’in Mayıs Günlüğü Meryem Çiçek Mayıs 28, 2025 1 MAYIS 2025“Ölmek mi zor, yaşamak mı?” Bence ikisi de… Hayat zorken yaşamak, ve günahın çokken ölmek… “Hayatımız şiir olursa, herkes bizi bestelemek ister.”“Tutunulacak bir dal olunmalı…”“O emaneti insan yüklendi”“Haklı olsak bile özür dileyeceğimiz için hangi mahkemede yargılayacaklar bizi?” 2 MAYIS 2025Gece 4. Her şey hayırdır. 3 MAYIS 2025N’nin mezuniyeti, camide tanıştığım kız, finallerim, ve bu yıl verdiğim yanlış kararların kalbimi ve beynimi kaplayısı. Ama artık geçmişse geçmiş midir? Ne demek lazım gelir?Geçmiştir.Geçmiş olsun. N’nin arkadaşlarından biri sordu:“Bir Firavun olsan, kendin için yapacağın anıtın şekli nasıl olurdu?”Biri yuvarlak çünkü yer ile bağlantısı çok küçük, tekil bir nokta olması gerekir ve zor olur dedi, diğer de o kadar zor olmasın yuvarlanan bi anıt yapalım yılda maksimum bir şehir yıkılır dedi. Öyle. Basit şeylerden bahsetmek de basit. 4 MAYIS 2025Korkunç bi rüya. Kalp ağrısı ile kalkmak boşa değil. Rüya mı beni bozdu ben mi rüyalarımı?Ümitsiz değilim, ama pişmanım sürekli. Bana başka türlü olmuyor. Gerçeklikten uykuya bile kaçamıyorsun be Meryem. Ailecek Constantine’i izledik. 5 MAYIS 2025Flyer dağıttım cuma günkü workshop’imiz için. Güzeldi, sanki hep başkasının yapacağı bir şey gibi görülen bir şeyi yapmış oldum kendim adıma. Utanmadım. 6 MAYIS 2025Dersler bitti, lab vardı, 4 finalden daha zor olan 3u kaldı. Birkaç güne gelecek senenin nasıl geçeceği az çok belli olacak inşallah. Kızlarla dışarıda ders çalıştık sabah. Profesörümü USC’den red geldiğinden beri ilk defa gördüm, o da üzüldü. Sanki bazen insanların üzülmesi beni kendi üzülmemden daha çok kötü hissettiriyor. Biraz geleceğim hakkında konuştuk. Dersim yok ama günler hızlı geçiyor. Odaklanamıyorum çok, ama genelde zorlanıyorum zaten bu konuda. Vallahi şikayet değil bunlar günlük. Kendi kendime günümü düşününce hep aklımda kalanlar ne daha iyi olabilirdiler oluyor. Ama şükredilecek çok şey oluyor genelde. Biraz gitar çaldım boş olan bi saatimde ve okumak için tüm odaklanma gücümü verip arada odaklanabildiğimde okuduğum makaleden de güzel şeyler öğrendim. Noorever’da şiir videosu paylaştık. Workshop’la alakalı malzemelerin bir kısmı halloldu çok şükür. İyi geceler günlük… 7 MAYIS 2025Kızlarla sabah ders çalışmaya çıktık. Dönem için çapstone raporumu (Önceden başlamış olmama rağmen) bitirmem beş saat falan sürdüğü için ders çalışamadım ama en azından o bitti. Eve geldik, evdeki birbirinden alakasız azar azar malzemeler ile yemek yaptım ve herhalde yaşadığım korku ve Allah’ın merhameti üzerine yemek çok lezzetliydi. Biraz Faust okudum. İyi yazar, iyi kitap. Gece kurabiye yapıp üç gibi yattım. 8 MAYIS 2025M’den vazoları ve marketten çiçeği aldım. Gece ders çalışmaya başladım. Baş ağrısı geçmeyince uyudum. 9 MAYIS 2025Erguvan CABM’e geldi :). Hayatımın iki parçası birleşti. Hep kamplardan ayrılıp gelmem gereken binaya arkadaşlarımın gelmesi çok güzel oldu. Ben hazırlığı yaparken H geldi ve Allah göndermiş çünkü masaları tek başıma tüm binayı o ağır sürtünme sesine boğmadan çekemezdim, ve o yüzden de ortamı pek düzeltme şansım olmazdı. Neyse, sonrasında Professor G, sonrasında da S ve C geldi. P koşmuş gecikmemek için, ağlayacaktım. Geç kalıyordum dedi hoca, ben de içimden dedim… Neyse. İnşallah dünyadaki herkes sözüne hassasiyetle riayet eder, başta ben. Başta çünkü kayıt olan kişilerin çoğu yoktu. Yavaştan bir 5-6 kişi daha geldi çok şükür ama başta 4-5 kişiydik. NJ Erguvan programda hem Professor E hem de P ile tanıştılar. E programa katılmadı yoğun olduğu için ama aşağı gelip bize biraz takıldı. Nasıl yapıldığını falan sordu, kızı böyle şeyleri yapmayı seviyormuş. California’ya gitmek istememle alakalı şaka yapıp durdu. S de excelde yaptığım tablolarla ilgili ikide bir soru sormamdan bahsetti :). Önümde arkamdan konuştular hakkat… Güzeldi. Workshop’tan sonra biz değerlendirirken C ve V ile, B geldi bize sorular sordu Erguvan ile alakalı. İnşallah onunla da bir şeyler yapmak nasip olur. Kadın çok güzel çizim yapıyor. O da Polonyalı ve benzer bi gruba dahilmiş kendi kültürlerinden insanlarla önceden. E-Talks’a davet ettik ve newsletter’a ekleyeceğiz. V sayesinde otoparka asla ve katta bilmediğim bi labirent gibi yolun içinden geçerek vardık hiç dışarı adım atmadan. Üç binanın alt katı birbirine bağlı resmen yukarıdan tamamen farklı ayrı ve uzak üç bina… Onca kış günü dışarıdan yürüdüm o yolu… Neyse, doğa ile etkileşime geçtim denebilir. C mi eşyaları taşıdı eşyalar mı C’yi, bilmediğimiz bir deneyim yaşadık kolilerle. Eve ancak 6 gibi geçtik, kızlar gelmek üzereydi. Bu hafta yemeğimiz yoktu ve normalde aktivite yapacaktık ama hava yağmurlu diye gelecek hafta yapmaya karar verdik. Ben, kızlar kitap okurken Leziz Salçalı Makarna’yı yapacaktım en hızlı onu yapabiliriz programı aksatmadan diye. Ama kitap okumayı ertelemek için benimle mutfağa girişme istekleri konusunda onları gayet heyecanlı görünce… Salçalı makarna da yapması kolay bir şey, birlikte yapacak çok bir şey yok diye onlara kurabiye yapma görevi verdim. Bir de yumurtalı yeşil fasulye yaptık yemeğin yanına. Çok istiyordum kızlarla aktif bir şeyler yapmayı ayakta. ÇOK ŞÜKÜR kendi rızalarıyla talip oldular. Üstlerini başlarını bile isteye un ettiler. Neyse kendi elimizle ve süreçte acıkarak yaptıklarımızı C ve kızlarla yedik ve sonrasında kitap okuma vs yaptık. Kızlar gittiğinde yine tüm vücudumun ağrıdığını fark ettim. Etrafı topladıktan sonra kıyafetlerimle uyuyakaldım yorganın üstünde. Sanırım aksiyon bana uyuşturucu. 10 MAYIS 2025Sabah C ile North’a döndük. Çoğunlukla ev, azınlıkla yine ölü gibi yatağa düşmeler. Stres gerçek anlamda uyku yapıyor.Ah, FS arayıp buzluğunuzda iki dondurma kutusu için yer var mı geçerken bırakabilir miyim, bir de bi gece kalacak yeriniz var mı dedi. Biz Connecticut’a gitmediğimiz için o Connecticut’i bize getiriyormuş. Gerçekten masanızda otururken alabileceğiniz en normal arama. Mezuniyet hediyesi olarak dondurma ilk defa görüyorum :), bundan iyisi olmaz herhalde.Geleceğini bu şekilde öğrenmem komik oldu. Annem ve F’nın üzerine R da 10 gün sonraki mezuniyetime biraz hazırlık yapmam gerektiği konusunda beni en az onlar kadar ittirmeye başladı :). Bu insanlar gerçekten deli. Akıllı insanlar arasında yaşamam zorlaşıyor. 11 MAYIS 2025Şimdi 7 Mayıstan beri yazmadığım günleri yine fotoğraflara bakıp yazacağım. Yazdım.Sabah istediğim kadar erken kalkamasam da vaktin bereketini hissedeceğim kadar erken kalktım. Matematik çalıştım. Çok ara vermedim. Aralarımda da H’yi bir yere bırakıp geldim, anneme misafir hazırlığı ile yardım ettim vs. Hsn, E, ve M’ların kitapçıda olduğunu öğrendik gün ortasında ama gidecek vaktim ve durumum yoktu ders ve misafirden dolayı. Birini yapmazken diğerini yapmam lazım gelirdi. FS gelecekti 4 gibi, o geldi ondan sonra biraz vakit geçirdik namaz kıldı kızları ziyarete çıktı o. Sonra aradı beni bi iki saat sonra +1
Şükûfe’nin Mayıs Günlüğü

Şükûfe’nin Mayıs Günlüğü Şükûfe Mayıs 28, 2025 1 MAYIS 2025Bugün okuldan sonraya kaldık Nilüfer’le. Resim için bitirmesi gereken şeyler vardı. Bana da suluboya kağıdı verdi. Ben de saksıda çiçek çizdim. Daha bitmedi, bitirip boyayacağım. Seramik güzel, çok güzel hatta. Ama yapmadığım şeyleri yapınca daha heyecanlanıyorum. Resim pek çizmiyordum mesela. Hele boyama hiç. Biraz geliştirmek istiyorum kendimi resimde. Bi ara bu şarkıyı çok seviyordum. Hala seviyorum ama.. Neyse işte bu günün şarkısı da bu olsun: Ressamın Şarkısı – Bekir Karahan 3 MAYIS 2025Bugün biraz sıkkın bir gündü. Sabah kreş güzel geçti. Kreşten önce peynirle simit yedim. Çok güzel bi kahvaltı. Neyse, sonra biraz yoruldum. Kendimden. İnsanlardan. Böyle hayat üstüne üstüne gelir ya. Durup dururken. Hiçbir şey olmamıştır ama canın sıkkındır, bomboş gelir hayat. Hiçbir umut yok gibi. Kendini açıklayamamak çok üzücü. İnsanların seni anlamaması. Veya anlamamazlıktan gelmesi. İnsan yok olmak istiyor sanki. Konuşuyor da bi duvar varmış gibi duymuyor kimse seni. Birden yağmur başladı. Bardaktan boşanırcasına ama. Birden bire.. Öyle güzel yağıyor ki ama. Hemen dışarı çıktık. Yağmurda ıslandık. O kadar güzel yağıyor ki anlatamam. Böyle damlalar sana değiyor ama rahatsız etmiyor hiç. Üzüntünü alıyor sanki. Umut yağıyor gibi. Ardından gökkuşağı çıktı. Çok güzel bir gökkuşağı.. Gökkuşakları hep güzeldir zaten. Ablam bi alıntı söyledi sonra; “Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değil; yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.” Vivian Greene’in alıntısıymış..Bugün biraz uzun bir gün oldu. Akşam 11 gibi eve geldim. Annemler bahçede ateş yakmışlar. Gözlerim şişmiş ağlamaktan. Annem anladı hemen tabi. Anlattım bende. Bir yandan hafif bi esinti var, bahar esintisi. Bir yandan da ateş ısıtıyor seni. Garip bir şekilde güvende hissettiriyor.Öyle işte.. Pek güzel bir gün değildi ama naparsın. Bugün de bitti.. 4 MAYIS 2025Bugün pazar, ailecek kahvaltı yaptık. Maç vardı sabah. M ile onu izledik. Güzeldi 1-0 yendik. Neyse, sonra R bizi makarna yemeğe çağırdı. Kızlarla salçalı makarna yedik. Sonra balkona çıktık ödev yapmaya. Karşı komşu köpeğini çıkarmaya çıktı. Bize selam verdi, sonra konuşmaya başladı biraz. Takı yapıyormuş, size de öğreteyim dedi. O kadar spontaneydi ki. Sonra köpeğini gezdirip geri geldi. Evden takı kutularını getirdi. Hep beraber küpe yaptık. Çok tatlı bir kadın. Çok yalnız yaşıyor. Köpeğinden başka kimsesi yok. Bundan bahsetti hep. Yalnızlık çok zor. Çok korkunç geliyor. 6 MAYIS 2025Okulda çok eğlendim. Böyle günler nadir oluyor bu aralar. Ama güzeldi bugün. Sanat galerimiz için masa inşa ettik. Daha doğrusu arkadaşlarım yaptı ben izledim. Lisenin son günleri güzel geçsin istiyorum. Ama hala ders işliyoruz ya yeter. Neyse az kaldı, sabır. Öğleden sonra yağmur yağdı. Nisan yağmurları 15 Mayısa kadar devam ediyormuş. N ile dışarda ıslandık biraz. O kadar huzurlu yağıyor ki. Hiç rahatsız etmiyor. Yağmur çok güzel zaten. 11 MAYIS 2025Sabah ablamla kahvaltı hazırlayalım dedik anneme. Mutfağı topladım ben, o da patatesleri soydu. Sonra annem indi aşağıya. Babam bahçeyi temizliyordu, onun yanına çıktı. Sonra biz patatesleri tavada yağa koyduk. Annem içeri geri geldi. Paçanga böreği yaptı. Onlar kahvaltıyı hazırlarken ben annemin hediyesini almaya çıktım. Dün kapı onu asılan çiçeklerden görmüştüm markette. Annem çok sever öyle. Gizlice gidip ondan aldım. Annem yukarda sanıyormuş beni. Alıp geldim verdik çiçekleri ablamlarla. Çok beğendi, çok mutlu oldu. Balkonda yaptık kahvaltıyı. Hava çok güzel, sadece güneş biraz fazla parlak. Ama varya hava çok güzel, tam tulumluk bir hava. Yemekten sonra Nilüfer’le sergiye gittik. Yine. Ama sergi yeri çok güzeldi bu sefer. Diğerleri gibi değildi. 1970’lerden kalma müze bir evin küçük bir odasındaydı. Arka bahçesinde de bitkiler, çiçekler satıyorlar. Ayçiçeği hediye ettiler bize. İnşallah çok güzel açarlar. Evin yanında şelale var. Şarıl şarıl su akıyor. Şelalenin yanındaki bir ağacın altında bir anne ile kız tasa oturmuşlar. Beraber kitap okuyorlar. Daha doğrusu annesi kızına okuyordu. Sergideki resimlerden çok daha güzel gözüküyordu o manzara. Resme dökülemeyecek kadar güzel. Canım çok sıkılıyor bu aralar. Ama sıkıntı gibi değil de sıkkınlık gibi. İçin daralır, göğsüne öküz oturur ya bazen heh o bu aralar çok oluyor işte. Son zamanlarda pek iyi hissetmiyorum. Güzel şeyler olmuyor değil, eğleniyorum arada, ama çok fazla boşluğa düşüyorum. Çıkmak isterken daha da derine düşüyorum sanki. Kendimi toparlamam lazım. Yoksa çok kötü gidecek herşey. 12 MAYIS 2025Selam. Bugün daha iyiyim. Okul güzel geçti. Böyle günler güzel geçince, okulu özleyeceğimi farkediyorum. Okuldan sonra huzur evine çiçek vermeye gittik kızlarla. Anneler günü için. Pek kişi kalmamıştı, çalışanlara verdik o yüzden. Ama çok tatlıydı herkes. Sonra eve geldim bir şeyler yedim, biraz iş yaptım, sonra uyudum biraz. Biraz değil baya uyudum. Bayıldım sanki bilincim açık ama hareket edemiyorum, gözümü açamıyorum. Sonra kendimi zorlayıp kalktım, gidip bir şeyler yedim. Pek birşey olmadı galiba bugün. Ama güzel bir gündü. Yarın da güzel olur inşallah. 13 MAYIS 2025Şimdi geldim okuldan. Bugün akvaryuma geziye gittik. Seramik hocam götürdü. Normalde hayvanat bahçelerini sevmem o yüzden akvaryumu da çok seveceğimi düşünmemiştim ama çok güzeldi. Gittiğim insanlar da güzelleştirdi tabi. Kendimi “Kayıp Balık Dori”de gibi hissettim. Akvaryum çok benziyordu filmdekine. Öyle baya güzel bir gündü. Arkadaşlarınızla paylaşmak için… Diğer Yazılarımıza da Göz Atın Documento Sem Nome Zamansız Bir An Sizsizken Ben
Bir Balığın Feryadı

Bir Balığın Feryadı Nemocuuk Mayıs 8, 2025 Böyle olmasını istiyor muydum? Neyin olmasını istiyordum? Uzun zamandır emin değilim. Birçok şey geçti şu “kısacık(!)” hayatımda gözlerimin önünden. Yeter miydi? Ne yeterdi? Yeten neydi? Böyle mi olmalıydı her şey? Rıza neydi? Razı olmak, kimlere biçilmiş bir payeydi? Ben, neye razı olabilir veya neye itiraz edebilirdim? Bilmiyorum. Belki de, razı olma şansımın ellerimden kayıp gitmesine izin verdim. Ben mi verdim? Veren kim? Verem kim? Ben kimim? Neden cevap aradıkça artıyor sorular? Bilinmezler dehlizinde kaybolmuş bir haldeyim. Hoş salih-i selametteyken de, bu okyanusu özlerdim. Kendimi bildim bileli, Kendimi bilmez bir halde çırpınışlardayım. Kendimi, kendi akıntısını bulmuş sanmaktayım. Daha önce de bulduğunu sanmamış mıydın ey kalp? Neden kaybettin tekrardan? Neden buldum sandın? Neydi bulduğun, Neydi buldum sandığın? Sonra dönüp dolaşıp, Ait olduğun yere, Bilinmezler dehlizine, Geri dönmedin mi seke seke? Şu okyanustan çıktığın vakit, Daha çok oksijene kavuşacağını zannediyorsun. Oysa ki onlar seni boğan şeyin ta kendisi. Sen buraya, kulaç atmalara aitsin. Sen, okyanusa aitsin, Kelimelerin uçsuz bucaksız deryasına… Boğuldun mu? Su burada. Sû da burada. Çay da var içersen. Rıza göster bulunduğun yere. Rıza mı? Uç, aç kanatlarını demiştik hani? Deniz seviyesinden direkt Ağrı’ya çıkasın var. Yok mu? Var. Sonra ne oldu? Ağrı’dan buraya akan nehirler Beni sana geri getirdi. Sen kendini güvenli limanında buluverdin. Tilki de olsan, balık da olsan, Dönüp dolaşacağın yer burası. Mı acaba? Utanıyor musun balık olmaktan, Kendine balık demekten? Hani hiçbir şeye pişman olmazdın sen? Geri dönmen gerekiyordu dost, özledim seni. Bırakıp gitme bir daha beni. Gitme, gitsen de dön her seferinde geri. Sen uçsuz bucaksız bir muamma, Bense garip bir serseri. Saat gece iki Ve ben bilmiyorum bulunduğum yeri. Artık tırmanmaktan korkan birisi var benden beri. Sen inkar etsen de, Çok kalmadı aslında gözlerimin feri. Ne yavaş yüzesim var artık, Ne de seri. Beni kararımdan vazgeçirebilir mi bilmiyorum, Gelse bir peri. Bu yüzden şair demişti sana, Abla dedikleri. O görüyor muydu ki Göğsümdeki kesikleri? Saklarım aslında, kafesimdeki delikleri. Bir ben bilirim bir Allah, kalbimdeki körükleri. O da sana Gel toplayalım diyor zaten Gönlündeki kırıkları. O kabul eder hep bilirsin, Gönlü kırıkları. Boşuna değil bunca insanın Söyledikleri-saydıkları. Boşuna değil mi gerçekten? Boşuna değil. Perileri beklemeyeceğim artık. Gül gelsin, yahut diken… Sen en iyisi mi gül, Geçsin. Teslim olduğunu cümle alem bilsin. Seni seven sevsin, Sevmeyen sevmesin. Olan olsun, Olmayan olmasın. Kalırsa bahtımıza Bir tatlı rıza kalsın. Uçsa da gönlümdeki kuşlar, Bedenim derinlere dalsın, Gözlerim seyre dalsın. Be çınar! Sen de şu garip dünyada Bir garipçik dalsın. Kimine ekşi şerbet, Kimine acı balsın. Şu hayret-engiz denizde Bazen garip salsın. O zaman? O zaman neyler duyulsun, tamburlar çalsın. Ileridekiler, Bırak ileride kalsın. Sen onların seyrinden muafsın. Hoşsun, tatlısın Ama çok katlısın. Bazen öyle-böyle Bazen asık suratlısın. Yavaş be dost, Sen çok süratlisin! En sevgiliye, sen de sevgilisin. Ölüsün, bilirim, pek müteessirsin. Ne yapalım, hayat, Gelen sevimlidir dersin. Belki de tam burada biter dersin. Belki de bitmez. Belki de… Arkadaşlarınızla paylaşmak için… Diğer Yazılarımıza da Göz Atın Hindistan Yıldızlar, Kız Kulesi ve Sen Müzikli Kitap