Meryem'in Nisan Günlüğü
- Meryem Çiçek
- Nisan 28, 2025
15 NİSAN 2025
Kalp ağrısı sabah uyanınca ilk hissettiğinse
Ve gece yatmadan sabah geleceğini bildiğin…
Herkesten öte o olur beklediğin
Aksatmaz, hep uğrar
Sana bu dünyada gurbeti yaşatır
Çok enteresan, ince ağrı
Kendini gülüşlerle yaşatıyor
Acıyla dolup, heyecanla içinden atmaya çalışmak
Çok büyük tezat
Yahut uyumun ta kendisi
Yanarken etraf serinmiş gibi davranmak
Sahi kalbim ve karnım
Ne iyi arkadaşlarsınız siz
Acı birinizden diğerine akıyor
Hiç
sektemiyor
16 NİSAN 2025
Bugun bir sarkidan dizeleri dinlerken aksam, gunlugume yazarim dedim:
“Hiç faydası yok
Aldığım ilaçların
Bana sen lazımsın
Sen lazımsın, sen…”
“İyi değilim ben
Hiç iyi olmadım”
Bir de şiirin dizelerini dinlerken, günlüğüme yazarım dedim:
“Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar”
O yüzden kalıcı bir şeye tutunmalı insan
Tüm şiirler şarkılar aynı arayışta sanki. Daha anlamlı ve gerekli olduğunu düşündüğüm şeyleri dinlemediğimde kendimi teselli etmek için şarkılardan, şiirlerden anlam çıkarmaya çalışıyorum, bazen.
Adını beğendiğim de bir şarkı var…
“Taşıdığım kadar varsın…”
Bir de şöyle düşünebilirim: “Taşıdığın kadar varsın…”
Bu bayrağı taşıdığın kadar bir anlamı var, var olmanın
Bu yükü kabullenip, bir de ben el atayım dediğin kadar…
Elimden bir fayda gelmez, ama ben denemeye muhtacım
Ben bu yüke kurbanım
Demek gerek
Demesi kolay
Yapması olasıya zor, dönemeçli, ızdıraplı
En zoru da
Herkesin tersini söylüyor olması
Herkesin yükünü hafifletmeye çalışması
Oysaki aynı yükle yüklenmek dünyayı güzelleştirecek olan
Yangını söndürmek değil
Beraber yanmak aşk
Vefa, sadakat…
Dertleşmek değil, aynı dertle dertlenmek
Derdi yalnız O’na şerh etmek
Yine boyumdan büyük laflar
Boynumu aşan sular
Her gece uyuyabilen bir insan için
Boğazından lokma giren insan için
Utanç verici
Bu nutuklar
Her ne de olsa
Doğruyu söylemek lazım
Belki bir gün doğru olabiliriz…
17 NİSAN 2025
En azından bir cümle demiştik.
Bu sefer çok söyleyeceğim bir şey yok, olanlar da az robotik.
Dün 5i gece uyudum, 8.30 daki dersim için 7.40 gibi kalktım, sonra uyuyacak vaktim olmadı ilk okula gittim ders, lab, ders ve dersten sonra istişareye ancak yetiştim. Oradan eve geldim ve bir iki şey yapıp ev programı yaptık, konuşmak isteyenlerle bir iki şey konuştuk vs derken gün bitti. Hızlı geçiyor günler. Üniversitede son yılım bitmek üzere. Birinci yıldaki halime şu zamanları anlatsalar asla inanmazdı herhalde. Hayat enteresan. Ölecekmişim gibi normalde yapmaya cesaret edemeyeceğim şeyleri yapıyor, söylemeye cesaret edemeyeceğim şeyleri söylüyorum. Sanki okulun son yılı son yılımmış gibi davranıyorum. Her şeyin bir sonu olduğunu bilmek insanı böyle yapardı demek, şu dünyadan da gideceğimizi gerçekten bilebilsek.
18 NİSAN 2025
Komik biten bir gündü. Öğrencimin ailesinin gerçekten garip anıları var. İlk defa laser tag oynadım ve çok hırslı bir insan olmadığım için hiç eğleneceğimi düşünmedim, hatta girmemeyi düşündüm ama oyun başlayınca her şeyi unuttum gayet iyiydi. Onun dışında ilk defa sineğin karnını dışeke ettim, türkçesi garipmiş bu işlemin. Ama başım ağrıyor bu ara mikroskoba bakarken ve fazla odaklandığım için fiziken daraldım, çünkü bir buçuk saat falan oturup dört tane yarı başarılı mide çıkardım ancak. O kadar da öğrenmek istiyorum diye hocaya demiştim. Neyse yapacak bir şey yok kendi topuğuma sıktım ama en azından yeni bir şey öğreniyorum, sanırım önemli olan bu. Bu hafta boyunca maksimum yarım saat ödev yapabilmişimdir. Dersin yüzüne bakamadım derse gitmek dışında. Sanırım son üç haftadır falan böyle… İnşallah toparlarım sınavlar daha yaklaşmadan. Hiçbir şeyi aksatmadan ilerletmek istiyorum hayatı… Bakalım.
19 NİSAN 2025
Vaktinde yazamadım. Bir sonraki günden yazıyorum. Dün gece uyumaktan çok olduğum için yapacağım bazı şeyler aksadı, bununla birlikte. Hatırladığım kadarıyla uyandım, bir şeyler okudum birkaç saat, evdekilerle kahvaltı yaptık, bi toplantıdan sonra M’lere gittim, biraz ödev yaptık, video çektim, oradan çıkıp liseli bi arkadaşın doğum gününde müzik çalmak için doğum gününün olduğu mekana geçtik M ile. Hayatımda doğum günü için o kadar hazırlık görmemiştim. Çok tatlı bir kız, yaşına göre de çok olgun. Sanırım olabildiğince arkadaşını bir araya getirmek için ve vakti zayi etmemek için baya hazırlık yapmışlar. Mozaik ile lamba tarzı bir şey yaptık doğum gününün parçası olarak. Aslında o sırada bilgisayarda işlerimi yapacaktım ama herkesin adına sandalye ve kit hazırlamışlar ve ben kenarda oturunca fark edip çağırdı arkadaş. Ben de yaptım öyle. Hazırlığın seviyesi o derece yani. Neyse, toplu ortamlarda o bazen nereden geldiğini bilmediğin birden bastıran enteresan hiçlik ve boşluk hissi dışında güzeldi. Enteresan. Neyse oradan eve gelince olduğumu zaten sanırım söylemiştim. Hüsn-ü zan yaparak, 5 den sonra pek uyumamama vereceğim ama bence psikolojik.
20 NİSAN 2025
Bildiğini sever insan. Bilselerdi, yapmazlardı.
Bilsem…
21 NİSAN 2025
Güzel. Sabah yine dünü yazıyorum, inşallah alışkanlık haline gelmez. Sabah erken gerçekten konusunu sevdiğim bir ders vardı, hocaya dua ediyorum iyi bir insan gerçekten. Ders formatı da doktora dersleri gibi, okuyup geliyoruz ve derste okuduklarımızın üzerine soruları beraber tartışarak cevaplıyoruz gibi. Hoca bize tek yönlü ders anlatmıyor yani, akıcı ve aktif bir şekilde interaktif ve konular güzel.
Dersten sonra öğleden sonra 1’e kadar dışarıda Neurobio’dan hocanın dediği notları geçirdim deftere, 1.30 saat falan sürdü sanırım git gel falan saymazsak. Geçmiş üç haftaya göre oturup çalışabilmiş olmam büyük başarı. Bir konunun yarısı anca bitti ama :). Sonra laboratuvara gittim ve 4.40’a falan kadar oradaydım. Bu sefer başım ağrımıyordu ve 2-3 saat falan aralıksız mide diseke edebildim! Postdoc nasıl floresan mikroskopla resim çektiğini gösterdi ama o makinayı bana tek başıma kullandıracaklarını sanmıyorum, çok hassas 🙂 Ve bize ait değil. Hem 15 dkdan önce kapatınca bozuluyormuş, 1.30 saatten fazla sürerse de iyi değilmiş vs vs. Son bir ayımda riske girdireceklerini sanmam. Oradan ancak bir görüşmeye yetiştim 5’de bir ablamın evinde, E.R.’la geleceğini konuştuk 2 saat. Sonra Erguvan toplantımıza girdim arabada eve dönerken. Bizim evdeki kızlardan Reyhan’ı okuldan aldım ve eve dört dakika kala araba durdu… Gerçekten saçma bir yerde sağa çekmem gerekti.
VE YARIM SAATTİR NE ANLATIYORUM ben çünkü günlüğü sırf bunu anlatmak İçin açmıştım ve ne diyeceğimi unutup güne başından başladım. Gerçekten… hafızam…
Neyse. Kenara çektik, benzinim normalde en alt çizgiden düştüğünde hemen bitmiyor ben de günüm biraz bir yerlere son dakika yetişerek geçtiği için, onun dışında da arabam hakkında boş vakitlerimde düşünmediğim için benzini doldurmayı ihmal etmiştim. Yani zaten bu seviyedeyken bitmiyor, kısa mesafedir diye diye…
Reyhan baya bi eğlendi 🙂 Sayesinde ben de stres yapmak yerine eğlenebildim. Evdeki kızları aradık. Çok şükür dediğim gibi eve dört dakikaydık. (Bu arada bunların hepsi toplantı sırasında oluyor, kameramı kapatmıştım sonra da çok şükür molaya girdik).
Onlar da yarınki sınavlarına çalışıyorlardı, işi gücü bırakıp geldiler bi yirmi dakikaya. Günlerine değişiklik katmış, öyle diyorlardı :). İşte bi gaz istasyonundan benzin almışlar kutuda. Kutu da delikmiş adam bant takmış. Benzinin arabaya bağlandığı kısımdan asla benzin gelmemesi bir yana, benzini aldıkları adamın bir şey olmaz halledersiniz dediği delikten yere bolca benzin dökülüyordu :). Bir süre denedik benzin gelmedi. Sonra biz yolun kenarında tek araba yirmi dakikadır dururken gelmeyen polis kızlar benzini getirdikten sonra geldi. Napıyorsunuz falan dedi, biz de dedik hallediyoruz (halletmiyorduk), ama tabi durum gayet açık olduğundan polis bekledi, biraz izledikten sonra kendi denemeyi istedi, o denerken benzini doldurmayı yolun öbür tarafından diğer bi büyük polis arabası geldi :D. Dedim yok artık suç işlesek bu kadar polis gelmez. Bilmiyorum biri diğerini mi çağırdı ama. Bu polis de denedi olmadı sonra benzin dökülen kabın iç tarafında bi kapak olduğunu fark etti ve böylece sonunda arabayı benzinliğe götürecek kadar doldurdu Allah razı olsun. Sonra kızlar bi araba gitti eve ben de benzinliğe gittim. Kızlar baya eğlendiler bu ara.
Sonra eve geldim, toplantıya girdim. Özlemişim böyle herkesin yüzünün güldüğü toplantıları… Yeni iki arkadaş da gelmişti bu hafta. A uyuduğu için salonda girmiştim zoom’a ve öyle olunca da kızlar ikide bir tatlı çay vs ikram ettiler. Mükemmel bir zencefilli tarçınlı limonlu çay hazırlamışlardı. Bazen yeteneklerine hayranlık duyuyorum böyle bir şeyleri karıştırma konusunda. A hasta baya inşallah yarına toparlar. Biraz da onu sağlıklı şeyler yapmaya ikna etmeye çalıştık ama maksimum meyve ve zencefile ikna oldu.
Öyle.
Kısaca. Sevdikleri mutlu olunca mutlu oluyor insan. Hep birlikte düşüyoruz ve kalkıyoruz, güzel ve acı. Gül ve diken. Gül ve hüzünlen.
İçinde bulunduğumuz nimetlerin hakkını vermek çok zor… zaten suçluluk ve hüzün de hep oradan geliyor. İnşallah şükürsüzlüğe kaçmaz.
22 NİSAN 2025
İki dersim vardı, derslerden sonra dersten bir arkadaşımla biraz yürüdük, yazın Carnegie Mellon’da olacakmış. Aslında gençlere akademik mentorlük yapacak kadar deneyim ve bilgisi var ve çok samimi bir kız. İnşallah birlikte bir şeyler yapmak nasip olur.
Eve alışveriş yapıp geldikten sonra kitap vs okudum zaten çok bir vaktim yoktu klübe gitmeden önce. Network8’te akrilik ile çizim boyama yaptık, oradan da toplantımız vardı oraya geçtik. Gece 12’ye geliyor şimdi.
23 NİSAN 2025
Tüm evcek birlikte dışarı yemeğe çıkabildik sonunda :). Yemeğe çıkacağımızı unutup yanlışlıkla yemek yaptım ama… A’nın pencereye aştığı kuş evine kuşlar geliyor gerçekten izlemesi çok güzel. Hareket edersen ama hemen kaçıyorlar. Ben de hep hareket ediyorum… İnşallah bir gün oturup izleme hedefim var.
24 NİSAN 2025
İki dersim vardı yine. Yıllar sonra sonunda 1 saatlik arada da olsa N ile buluştuk. Bana çok bahsettiği bir hocasını E-Talks’a davet etmeye ikna oldu bu sefer. İnşallah olumlu sonuçlanır. Ayrıca akşama doğru diğer işlerimiz bittiğinde M ile okuldaki bir yere workshop ile alakalı konuşmak için gittik. Enteresan bi deneyimdi, biraz filmde gibi hissettim kendimi.
25 NİSAN 2025
Gün biraz hızlı geçti. Sabah Research Symposiumdaydık. Bir yıl daha bitti, bu dönemki arkadaşlar da sunumlarını yaptı. Öğrencilerimden birinin robot balığı ile fotoğrafını çektim. Çok tatlı bir kız çok heyecanlı anlatıyor her şeyi. Görürken mutlu oluyorum hala gözlerinde bir parıltı olan insanları, duygu ve heyecanlarını yitirmemiş ruhları, ne anlatırlarsa anlatsınlar dinleyeşimi getiriyor. Vakit çok hızlı geçiyor. Geçmişte stres olduğum bazı şeyler de çok çocukça geliyor. Şimdi kim bilir başka ne çocukça şeylere stres oluyorum, yahut ne endişelenmem gereken konularda da vurdumduymaz ve rahatım. Kim bilir…
26 NİSAN 2025
Adamsam içime atmalıyım,
peki ya içimi, nereye atayım?
Onu orada yumuşatmadan taşımak da kalleşlik.
Ateşle ve gözyaşlarıyla yumuşuyor sadece, için.
İçin için yanmalı ki, yakmasın seni başka ateşin.
Yakmasın kimseyi içindeki ateşin.
Zira Meryem hatırla, sen yalnız Bir’ine aitsin.
Sen Bir’ine aitsin..
Bir kadeh var ki, yalnız O’nunsa için.
Soru kendisini cevaplıyor, ama Edebiyat olsun da yazmayayım.
Hakikate edepten, senin idrakine güveneyim.
Yazılma sebebi farklı olsa da, istediğimi tam anlatmasa da çok güzel ifade edilmiş bir şiir dizesi: “Dökmeye niyetim yok içimi. Zor sığdırdım zaten.”
Fark ettim de çok uzun yazıyorum. Tadında bırakamıyorum. Sanki bir meselenin anlaşılması için her yönden anlatılmasının gerekli olmadığını, hatta bazen hiçbir şeyin anlatılmasına gerek olmadığını anlayacak ve içselleştirecek kadar büyümedim.
27 NİSAN 2025
İş odaklı bir gün. Şarkı sözleri fikrini unutma.
28 NİSAN 2025
Ben o ak düşmüş saçları ile onu yıllarca bekledim
“Sen kimsin?”
Sen kimsin…
Kendini biri sanan biriyim…
Sanki hem Musa, hem de o yaşlı yaşlı yahudisin…
Çok bekletir lakin bekleyemezsin.
29 NİSAN 2025
Yazmamışım ve pek bir şey hatırlamıyorum. Dersler, lab, Network8, evde birkaç program.
30 NİSAN 2025
Eve geldim, annemle yemek yapıp öğrenci evine geri gittim. Yanlarında bilgisayar işi yapmak hariç bir şey yapmak için iyi bi fikir gibi geldi. Temizlik, tatlı, çay vs çünkü evde herkes hasta. Başka çok bir şey yapamadım sanırım.