Dorian Gray'in Portresi

Kitap Özeti

Kendi muazzam portresine büyülenen Dorian Gray, ebedi gençlik ve güzellik karşılığında ruhunu satmak için bir anlaşma yapar. Lord Henry Wotton’ın etkisi altında arzularına kapılırken toplumun gözünde nazik bir beyefendi olarak kalır. Dorian’ın portresi, kendi ahlaki çöküşünün izlerini taşır. Gizli bir yaşamın bilinçli bir betimlemesi ve geç Viktorya toplumunun karanlık yanının bir analizini sunan “Dorian Gray’in Portresi”, bireyin kendi ruhunun gerçeğiyle yüzleşmesini dehşet verici bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazarın Biyografisi

1854 yılında İrlanda’da doğan Oscar Wilde, Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti. Daha sonra Magdalen Koleji’ne (Oxford Üniversitesi’nin bir parçası) gitti. Londra’da dört yıl boyunca gazetecilik yaptı.

O zamanlar iyi giyinmesi ve iyi konuşması sayesinde çok tanınmıştı. Ayrıca, 1890 yılında yayımlanan romanı “Dorian Gray’in Portresi” nedeniyle de tanınıyordu. 1891’de Paris’te yaşarken aralarında “Salomé” adlı Fransızca bir oyunun da yer aldığı birçok oyun yazdı. Ama Kutsal Kitap’tan karakterler barındırdığı için oyun İngiltere’de oynanamadı. Ancak bu onu vazgeçirmedi. Daha sonra 1890’ların başında dört komedi oyunu yazdı. O zamanın en başarılı oyun yazarlarından biriydi. Başyapıtı “Ciddi Olmanın Önemi” adlı oyunuydu.

Çok ünlü olduğu bir dönemde, sevgilisinin babasına iftira davası açtı ve birçok dava sonunda mahkeme Wilde’ı iki yıl boyunca Reading Gaol adlı bir cezaevine mahkum etti. Wilde, hapishaneye gittikten sonra eşi ve çocuklarıyla birlikte İsviçre’ye gitti ve çocuklarının soyadını Holland olarak değiştirdi.

Wilde, hapishanedeyken “De Profundis” adlı mahkeme sürecindeki deneyimleri hakkında uzun bir mektup yazdı. Bu, önceki eserlerine göre çok daha hüzünlüydü.

Hapishaneden çıktığında Fransa’ya gitti ve Britanya Adaları’na bir daha geri dönmedi. Fransa’da, hapishane hakkında bir şiir olan “Reading Zindanı Baladı” adlı son eserini yazdı.

Paris’te bir otelde yaşadı. Çok fazla parası ve arkadaşı yoktu. Ve kırk altı yaşındayken Paris’te beyin şişmesi nedeniyle hayatını kaybetti. Ölmeden önceki son sözleri şunlardı: “Duvar kağıdım ve ben ölümüne bir düello yapıyoruz. Ya o gider, ya ben.”

Kitabın İncelemesi

Aslında hepimizin bir tarafında tamamlanmamış olan eksik birşeyler vardır ve kendimizi kaybetmemek için bir şeylere sığınırız. Onu kurtarıcımız zannederiz ya da tamamen kaçar, bilmediğimiz bir çukurun içine düşeriz. Bu bazenleri paradır, aşktır veya bizim güç zannettiğimiz herhangi birşey.
Dorian Gray’in hikayesi, döneminin en güzel görünümüne sahip insanı olarak anılmasıyla ve onu görür görmez hayran kalan ressam Basil Hallward’ın, Dorian’ın portresini yapmasıyla başlar. Genç yaşında, yaşadığı dünyadan ve çağından çok haberdar olmayan Dorian Gray, kendisinin bu genç güzelliği ile tanındığını farkeder. Çocukluğunda hiç karşılaşmadığı yaklaşımlarla karşılaşır. Hikayenin derinine indiğimizde aslında çok fazla psikolojik unsur ile karşılaşabiliriz. İnsanın kendisini ölümsüz bir varlık yapmak için çabaları, korkularından kaçmaları, içindeki boşluğu kapatabilmek için tutundukları ve daha bir çok şey. Siz de fark edeceksiniz ki, kitap bize hem modern zamanın hem de Viktorya Çağı’nın kavramlarını alıp unuttuğumuz gerçekleri hatırlatıyor.

Bir Karşı Görüş

Bu roman, günümüz medya konularından çok uzak olmayan ünlü bir kavramı ele alır: ruhunu güzellik için satanlar. Övülen ve güzellikleri için bilinen birçok ünlü, son zamanlarda şaşırtıcı ve ürkütücü haberlerle gündeme gelmiştir. Ancak bu tür olaylar tarih boyunca hep yaşanmıştır. Mal, mülk, şöhret, tutku ve gençlik gibi imkanları yitirip giden birçok kişi gelip geçmiştir.
Siyasetçiler, kraliyet mensupları, avukatlar, tüccarlar, sanatçılar, bakanlar ve arzuları için her şeyi göze alabilen kişiler… Oscar Wilde’ın ortaya koyduğu eser, tam da böyle bir mesaja parmak basıyor. Geçmişteki bu kişiler gibi, Dorian Gray, sonsuz bir güzelliğe sahip olma arzusuyla, önüne geçen herkesi yerle bir eden bir karakterdir. Bu kitap bencil bir narsistin penceresinden dünyayı göstermektedir. Akıcı ve renkli bir yazı stiline sahip Oscar Wilde’ın bu eseri bende duygusal bir etki bırakmaktan ziyade soğuk bir kalp bıraktı. Empati kuramadığım Dorian Gray’in karakterine karşı nefret dışında bir duygu hissetmedim.
Yine de, yazı dilinden anlaşıldığı gibi, Wilde dünyaya bir sanatçı gözüyle bakar, tanır ve bu şekilde ifade eder. Bu eser kalbimde yer edinemese de, farklı eserlerini keşfetmek ve okumak için büyük bir istek duyuyorum.

Arkadaşlarınızla paylaşmak için...​

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir