Şükûfe’nin Nisan Günlüğü

Şükûfe’nin Nisan Günlüğü Şükûfe Nisan 28, 2025 15 NİSAN 2025Bu sabah ablam aradı. Tost yap geliyorum, kahvaltı yapalım dedi. Eve geldiğinde ona yaptırdım tostu. Küçük kardeş olmak bunu gerektirir çünkü. Akşama doğru hava bulutlarla kaplandı. Kapkara bulutlar. Perde gibi örttü gökyüzünü. Sonra Nisan yağmuru döktürdü. Ardından bir gökkuşağı çıktı. Her yağmurun bitişinde bir gökkuşağı çıkar ya, “bir umut var” der gibi, bu da öyle bir gökkuşağıydı işte. Güneş battıkça gökyüzü pespembe oldu. Pamuk şeker gibi. Çünkü pamuk şekerden bir dünya…hayal etmesi hiç zor değil. Günün şarkısı: Yağmurun Damlalari – Resul Dindar 17 NİSAN 2025 YILDIZLI BIR GECEDE Semâ bize seslenir;Kalma, gel, işkencede!Ruhumuz ebedîdir;Bunu duy, tek hecede! Ömür ki, bir kurak çöl,Onu tek bir güne böl;Şebnem gibi doğ ve öl,Yıldızlı bir gecede!.. Necip Fazıl Kısakürek (1928) 18 NİSAN 2025Bugün markette bir teyze ile karşılaştım. Teyze bana “Hayat çok hızlı geçiyor, olan olayları yazmazsan bir kenara, ileride unutabilirsin” dedi. Haklı. Bu günlük yazılarını yazarken yazımı da çok geliştiriyorum bence. Normalde kaç kere günlük tutmaya başlayıp 2. Günü getiremediğim olmuştu. İnşallah bu sefer farklı olur. Bu günün şarkısı da bu olsun: Yangınlı Şiir – Emir Can İğrek 19 NİSAN 2025Yılın ilk baharı geldi. Kızlarla piknik yapmaya gittik bugün. Birkaç kişi uçurtma uçuruyordu. Keşke bizim de olsa da biz de uçursak dedim. Ama hiç eğlenerek uçurmuyorlardı. Öylece gökyüzünü izliyor, düşüncelere dalıyorlardı. Aklıma geldi. Çocukken pek düşünmezdi insan. Eğlenmeye bakardı sadece, yaşamaya, doyasıya oynamaya. Şimdi herkes düşünuyor.. Düşüncelerde kayboluyor.Bu günün şarkısı da bu olsun: Düşünme Kaybolursun – No Land 21 NİSAN 2025Hadi Seker Portakal’indan tefeul cekelim beraber.“..Peki su Minguinho kim, daha önce hiç duymamistum?”“Minguinho demek Xururuca demek.”“Yani Xururuca demek Minguinho demekse Minguinho demek de Xururuca demektir. Elde var sifir.”“Minguinho benim seker portakal fidanimin adi. Icimin sevgiyle doldugu zamanlarda ona Xururuca da derim.”“Demek ki Minguinho adl bir seker portakal fidanin var.”Herkese bir Xururuca lazim su hayatta. Derdini anltabilecegin, yargilamadan dinleyen, oyunlar oynayabilecegi bir seker portakali olsun ister herkes. 22 NİSAN 2025Okuldan gelince bahçeyle uğraştık ailecek. Otları, taşları temizledik. Toprakla uğraşmak çok rahatlatıyor. Hem fiziksel, hem de psikolojik anlamda. Ailecek yapmamız da hoşuma gitti. Baya yorulduk ama eğlendim. Gün batımı çok güzeldi bugün. Bahçede ateş yakacaktık normalde ama yarın yakarız dedi babam. Yarın görüşürüz.Akşam durup durup kafamda bu şarkı çaldı: Akşam olur karanlığa kalırsın – Eylem Aktaş 23 NİSAN 2025Bugün seramikte bir şey yapasım yoktu pek. Hocama yardım ettim daha çok. Seramik fırınını boşalttım. Sonra sırlanmış seramikleri koyduk pişsinler diye. Eğleniyorum bu tür atölye işlerinde. Hocamı da çok seviyorum.Seramikten sonra film analiz dersine gittim. O hocamı da çok seviyorum. Zaten okul bitince bir tek o hocalarımı özleyeceğim. Sherlock Holmes’a başlayacaktık bugün. Ben de mısır patlatabilir miyiz diye sordum hocama. Bizim için gidip mısır patlattı 🙂 Çok seviyorum diye boşuna dememiştim. Neyse gün daha bitmedi ama sabredemeyip erken yazdım bugün. 25 NİSAN 2025Selam. Seramik hocam 2 gündür çok mutsuzdu. Ben de ona sürpriz yapmak için arkadaşımın tatlı almasını istedim. Çok mutlu oldu. Hiç beklemiyordu.Ve bugün fırından sıcak sıcak su çeşmem çıktı. Çok hoşuma gitti her şey. Hemen çalışıyor mu diye denedik. Az uğraştan sonra çalıştı. Odamda masama koyacağım. Bugün güzeldi.Akşam ablam eve geldi. Annemler işteydi hâlâ. Annem makarna yap dedi bana. Ben tam yapacaktım, bir baktım ablam patates doğruyor. Ama baya kötü kesiyordu patatesleri. Yemekler pişti de, benim çıkmam gerekti, ne makarna yiyebildim ne patates. 27 NİSAN 2025Bugün N’nin resim yarışması için yaptığı resim galerisine gittik. Beraber gitmemiz çok hoş oldu. Büyüdüğünü böyle anlarda anlıyor insan. Arabayla seyahat edince, ailensiz bir yerlere gidince, büyüdüğümüzü bir daha anlıyoruz. Giderken çiçek aldım N’ye. Çok mutlu oldu. Program da çok güzel geçti. İyi ki beraber büyümüşüz. İyi ki beraber büyüyoruz.Akşama doğru R’yi aldık. Sonra kahve alıp sahile çektik arabayı. Gün batımı çok güzeldi. Her zamanki gibi. Ama bugün her zamankinden bir tık daha güzeldi sanki. Sonra ablam gelip sürpriz yaptı bize. Oturup sohbet ettik biraz. Bugün mutluydum. Böyle günleri seviyorum. Böyle günler de beni seviyordur umarım. 30 NİSAN 2025Bugün çok ateşim çıktı okulda. Eve gider gitmez yattım. Ateşten yanıyorum ama battaniyenin içinden de çıkmak istemiyorum. 2 saat kaldım öyle. Uyuyamadım da pek. Okulda maça çok gitmek istiyordum. N yazdı annesi izin vermis. Hemen çıktım yataktan. Yüzüm bembeyaz. Bazen kendimi düşünmüyormuşum gibi hissediyorum. Ya da önceliklerim farkli belki de. Bu arada 1 ay kaldı okulun bitmesine. Son günler daha güzel geliyor. Bir şey kaçırmak istemiyorum. Oöyle işte.. Bu ara biraz boşlukta gibiyim sanki. Arkadaşlarınızla paylaşmak için… Diğer Yazılarımıza da Göz Atın Yıldızlar, Kız Kulesi ve Sen Bir Akşam, Gönlüme Gelen.. Sizsizken Ben

Miranda’nın Nisan Günlüğü

Miranda’nın Nisan Günlüğü Miranda Nisan 28, 2025 15 NİSAN 2025Bugün yağlı boya dersimizde herkes dışarı çıktı. Manzara çizmek ve boyamaktı konumuz. Baktık ağaçlara, toprağa, göğe. Kuşlara baktık, yağmuru kokladık. Doğayla iç içe olmak ve baktığımız her yerdeki güzeli bulmak… Sanatçı olmak. 18 NİSAN 2025Geceler ne çabuk geliyor öyle. Karanlık ne hızlı kaplıyor ortalığı. Bugün fark ettim, düşünmekten vazgeçtiğim ne çok şey var öyle: Bahar, çiçekler, karanlık, uyku, hayat… Hepsi, hepsini düşünmeyi bıraktım. Hepsi beni bıraktı. Yazmayı da bıraktım mesela. Yazmak güzeldi oysa. Oysa yazmadan insan, karanlık geldiğinde nereye çeker gideri? Yazmadan insan nasıl yaşardı ve arabada giderken gördüğü binlerce ağacın fısıltısını nereye söylerdi yazmasa.   21 NİSAN 2025Bütün gülümsemeler bir gülümsemede saklı. Bütün aşklar bir kalpte. Bütün diller bir dilde saklı, bütün susuşlar bir susuşta. Bütün renkler bir renkte saklı, bütün hayaller bir hayalde.   23 NİSAN 2025Dersim erken bittiği için kırmızı bir koltuğa oturdum sarı kapılı bir sınıfta. Bahar geldi. Dışarısı ılık. Ama Bahar sanıldığı kadar neşeyle gelmiyor. Nedense kış hep daha güzel, kış hep daha özel. Yazın o durağanlığında sanki ben de durağanlaşıyorum. İnsanlar yaz gelse de soğuk. Kelimelerim bile öyleler. İnsan her hissettiğini yazamıyor. Ya da belki artık yazmak isteyecek kadar kendini anlatmak istemiyor. Mesela tam manasıyla anlaşılan bir insan, yazma gereği duyar mıydı? Klimadan gelen ses her zamanki gibi tıkır tıkır tıkır. Yazın geceler de farklı oluyor. Mana yazın azalıyor, uzaklaşıyor: en azından benden. Belki de insan yine unuttuğundandır. Okumam lazım biraz, bir makale bitirdim Profesörümün hiç ilgimi çekmeyen giriş konuşmasında. Sonra dedim ki, ne çok zaman var boşa harcadığımız. Bu hayatta boş kalabilen tek yaratılış, zannederim ki insan.   27 NİSAN 2025Istırap gibi geçen bir günün sabahından yazsaydım sana, böyle olmazdı. Ama sana ıstırap gibi geçen sabahını yine merhametinden güzele bırakan ışığın koynundan yazıyorum. Bu ışık,aşığı olduğum tek şey. Sahi, ne zor şey yaşamak. Bu ışık olmasa, insan neden yaşar? Lakin biliyorum ölüm var, ölümün koynunda da bu ışık var. O yüzden korkmuyorum, ne ölmekten, ne de bir ışığı sevmekten. Bugün okuduğum kitapta şöyle yazıyordu “Üstüne rüyalarının mabadı serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.” Rüyalarının mabadı … İşte öyle rüyalarım var, hayallerim var arkasını bir salepin üstüne ufalayıp içmekten korktuğum. Çünkü ben o rüyalarla bir umut pişirmek istiyorum, kırıntıları sevmek olan. “Kendisi bir sandalyeye çöktü. Bol bol, sessiz bir yağmur gibi ağladı.’’ bugün yaptığım gibi. Bugün yağmurun da benim de yaptığımız gibi. Pencerem açık uyuyorum artık, dışarının ılık havası sabahları tüm ormanın kuşlarını odama getiriyor. Kuşlarla uyanmak garip şey doğrusu. Yüklerinin içine lavanta şilteleri koyup yatıyorlardı okuduğum kitapta. Bu bana annemi hatırlattı. Valizimin birinden çıkan lavanta şiltesini koklayıp ağladığım da olmuştur belki, belki de sadece öyle olduğunu hayal ederek açtığım bir valizim vardır. Ben gerçekten, valizlerimden birinde Türkiyenin kokusunu saklıyorum. İçini açtığımda buram buram Türkiye kokuyor. Sırf o yüzden kullanmıyorum. Ve her açtığımda bol bol ve sessizce ağlayan bir yağmur olmamak için kendimi zor tutuyorum ‘‘Ölümün karşısında ne yapsak muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak.’’ Arkadaşlarınızla paylaşmak için… Diğer Yazılarımıza da Göz Atın Son Samuray (The Last Samurai) Ekim Kütüphanesi Yolculuğun Mayası: Izdırap