Seyfullah'ın Ekim Günlüğü
- Seyfullah
- Ekim 30, 2025
22 EKİM
Samimiyet, zamanın kaybolduğu mekan
Samimiyet, sonsuzun ayak seslerinde her an
Gündelik Hayatın Monotonluğu
Ruhun ritmini kaybettiği yerde, yaşamın sesi de susar. Ritimler hareketlenince coşan ruhun, ritimsiz kalmasıyla boğulmasına benziyor gündelik hayat. Kişi sabit bir çizgide yürüyemiyor. Monotonluğa düşen her şey çürümeye mahkûm gibi görünüyor. Çürümeden nasıl kalır diye baktığında göreceğin şey, döngüsel olarak her şeyin değiştiği oluyor.
Ruhun Mevsimleri
Hakikati sabit kadem kalmak sananlar sanırım en çok bu noktada yanılıyor. İnsan mevsimlerin akışına ayak uyduramazsa eğer hastalanır ya hani, kışın yazı yaşamak soğuk algınlığına neden olur hani. Bu sebepten, hayatında çoğu şeyi değiştirir insan mevsim değişiminde; kıyafetlerini bile… Bu noktada ruhun da mevsimlerine ayak uydurması neden marjinal gelir çoğu kimseye?
Hareketin Sırrı
Kalp dahi bir daralıp bir açılarak bedeni hayatta tutarken ve tek çizgide ilerlediğinde yaşam sona ererken, insanoğlu neden sabit kalmaya çalışır ki? Kâinatın döngüsel hareketi canlılık göstergesiyken, yaşayan bir varlık neden tekdüze bir hayatı tercih eder? Daha birçok soru zihinde belirirken hareketsiz kalmaya devam edemezsin. Peki, nasıl bir hareket insanı insan yapar ki diye sorduğunu duyar gibiyim. Bu noktada kâinatın hareketine ayak uyduranlar kazandı derim. Hareket, var olduğunu kanıtlar. Nasıl hareket ettiğin ise, nasıl var olduğunun göstergesidir.
Kâinatın Ritimleri
Nasıl ki dünyanın hem kendi etrafındaki dönüşüyle gece ve gündüz oluşur, güneş etrafındaki seyriyle mevsimler… Monoton gibi gelse de hep farklı bir anın başlangıcını sana sunar. Öyle ki kişi de kendi hareketine göre gecesini gündüzünü belirler; başkalarıyla uyumlu akışıyla da mevsimlerini… Ama hareketsiz kalmak, ölü bir hâlin göstergesidir; yani var olmama durumunun.
Yeniden Doğuşun Kıvılcımı
Belki de bu yüzden, ritimler hareketlenince coşan ruhun, ritimsiz kalmasıyla boğulmasına benziyor gündelik hayat. Kişi sabit bir çizgide yürüyemiyor. Birçokları gündelik hayatın içindeki monotonlukta yok olup gidiyor çoğu zaman. Oysa bunun farkına bile varmıyor.
Oysa fark edildiğinde, en küçük bir kıpırtı bile yeniden doğuş gibidir. Bir düşüncenin yön değiştirmesi, bir adımın alışılmış yolu terk etmesi, bir bakışın farklı bir gökyüzüne çevrilmesi bile hayatı yeniden akıtır.
Bir yazarın dediği gibi:
“Ben hep patikalarda yürüdüm. Daha zordu ama daha güzeldi.”
Çünkü hareket, yalnızca bedenin değil, ruhun da nefesidir ve kim ki bu nefesi duyarsa, o artık yaşamın ritmine geri dönmüştür.
24 EKİM
Helezonlar Kuşağında
Yansımaların ucu bucağı yok. Her an, bir parıltıyla görünür kılınan her şey, bir andan sonra kaybolmanın eşiğine sürükleniyor. Bir yok oluş hâlinden çok, bir varlık muştusu içinde kayboluşları… Hayata küçük bir dokunuş belki de. Ufacık bir dokunuşla kayıplara karışıyorlar.
Bir senfoniyi andırıyor bu görüntü. Yalnızca bir kere görebiliyorsun her şeyi. Bir kere… Nasibin varsa değmeyin keyfine. Her an aynı gibi görünen şeyler bile, eşsiz ve tek olarak anlık biçimde girip çıkıyor hayata.
Zaman sanki bu helezon kuşağının beyaz perdesi; arka planda, o perdeye yansımak için mücadele eden bir eşya manzumesi var.
Hayat perdesinde görünmenin bile inanılmaz bir şey olduğunu algıladığında insan, aslında ilahî bir senfoninin bir notası hükmünde olduğunu da anlıyor. Bir noktada artık sadece o senfoniden çıkan enfes müziği dinlemek istiyor. Zaman, bu dakikadan itibaren önemini yitiriyor. O beyaz perde, yerini ahenkli bir müziğe bırakıyor.
Garip diye bir şey kalmıyor hayatında. Her şey olması gerektiği gibi işliyor. Kâinatın hareketi, insanın hareketi olmaya başlıyor.
Bu noktada zıtlıklar anlamını yitiriyor: iyi veya kötü, güzel veya çirkin… Hepsi hayatın musikisinde bir notadan ibaret kalıyor. Hepsi bir bütünün, bütüne anlam kazandıran parçaları.
Helezonlar kuşağında yansımaların ucu bucağı yok. Sabahın ışıkları da sonsuza götürür, akşamın kaybolmaya yüz tutmuş mor iklimi de. Ümidin de sonu yok, yeisin de… Hangisine tutunacağı belirliyor insanın kim olduğunu ve sonsuzda hangi yolu tutacağını. Sonunda insan oluyor. İnsanca oluyor her şey.
Akabinde beliriyor — görebilirsen — helezonlar kuşağında sonsuzluk bestesi… Dinlemesini bilene…
27 EKİM
Bazen yetersiz kelimeler kuşağında dolaşıyorum. Zaman anlamını yitiriyor. Mekan kayboluyor. Gel gelelim o anı anlatacak kelime bulunamıyor literatürde. Zihinde dolaşan duygu manzumesi kağıda düşmüyor…