Documento Sem Nome

Documento Sem Nome Nemocuuk Temmuz 15, 2023 “O ceviz dalları, o asma, o dutGül gül, mektup mektup büyüyen umutYangından yangına arta kalmış tutMuhabbet sürermiş bir rüzgar kadar” Geldi. Geldi ve geçti. Pencereleri döven bir rüzgar kaldı. Ondan geriye saymanın çaresizliğini yaşıyordum ben dört duvar arasında. Korkuyordum. Hissedebildiğim tek duyguydu korku. Dışarıda bir uğultu, uğultusu siniri korkum kadar çok olan rüzgarın. Ne ara bu hale geldik eski dostum? Masumca kırlarda dolaşırken başımı okşadığın günler ne kadar geride kaldı? Yıllar yılı dost bildiğim aynalar bana küseli kaç vakit geçti? Şimdi bakıyorum aynaya; ayna titriyor, ben titriyorum; ben titriyorum, ayna titriyor. Zangır zangır. Bir uçurtma takılıyor gözüme. Gerçek mi yoksa hayal mi kestiremiyorum. Umutlarımı kuyruk yapıyorum o uçurtmaya. Ah eski dostum, çocukların maskarası haline mi gelecektin sen bunca yıl sonra? Sana karşı gelerek yükselen bir varlık ama sensiz yükselemeyen… Sana muhalefeti yükseltiyor, onu ikametgahın bulutlara. Bu, geceyle gündüzün birbirine muhalefeti gibi değil. Gece ile gündüz var olabilmek için birbirlerine muhtaçlar. Sen var olabilmek için umutlara muhtaç mısın dostum? Dört duvar arasında, korkuyorum. Sakinleşsen ya eski dostum. Azıcık sakinleşsen… Anlıyorum seni, anlayabiliyorum. Sinirlisin insanlara, insanlığa. Bizi haklı çıkarabilecek bir mazeretim de yok. Haklısın kızmakta ama kızmak çözüm değil ki! Aradaki uçurumu derinleştirmez mi? Sonda kurdukları tribünlerle senin nefretini kullanırlar. Senin nefretini sana karşı kullanırlar. Ulaşamayacağın mekanlara gider, dalgakıran kurarlar. Nefret, çözüm değil. Hiçbir zaman da olmadı. Gel, kardeş olalım. Abim ol. Beni, kardeşin olmaya kabul et. Başımı okşa eski günlerdeki gibi. Sana güller hazırlayalım yine. Koşturalım seninle dağda, bayırda… Özledim seni. Anneleri yemek bulmaya giden kuş yavruları misalidir sana olan hasretim. Senden kaçmama izin verme. Duvarlar arasına hapsetme beni. Sarıl yine belime, sarıl eskisi gibi. Pencerem açık, sana kapım hep açık. Yeter ki gel. Sen gel, yeter. Tayfun olsan da gel, meltem olsan da… Ne olursan ol, yine gel. Aşka gel, şevkle gel, rüzgar bekleyen dimağlara ilaç olma heyecanıyla gel. Gel. Gel ama durma burada. Seni bekleyen milyonlar var şu dünyada. Es onların gönüllerine. Ferah ol, ferahlık ver. Serinlet sıcaklardan bunalan çocuğu. Onun da umutları yükselsin gökyüzüne seninle birlikte. Onun da uçurtması uçsun göklere.  Arkadaşlarınızla paylaşmak için… Diğer Yazılarımıza da Göz Atın​ Şebnem Ferah  Sanat & Kültür Hindistan

Yolculuk ya hu sevgili!

Yolculuk ya hu sevgili! Nermin Yetkin Haziran 15, 2023 Alnıma yazılmış olanı mı seçtim? Seçimlerimle aynı yere mi gittim? Bu hikayenin sonu hep aynı şeye çıktı. Yolculuk benim için hem bir ayrılık hem de bir kavuşmaydı. Bundan dolayı kopamadım, ne yollardan ne de kendimden. Yolcuyum, ötesi berisi yok. Sabahlara sana, akşamlara başka diyarlara yolcuyum. Belki bu kadar özlemesem çıkmazdım yola. Başka türlü yangınım sönmezdi, bunu anladım yolda. Bilmiyorum… Yola başlarken bitecek gibiydi her şey. Meğerse bitmezmiş hiçbir şey, başlarmış bir sürü yeni şey. Ne kazandın dersen bu işten, yolculuğun hiç bitmeyeceğini anladım bu dünyada. Hani diyor ya şair, her sabah doğan güneş bir sabah doğmaz oldu. Belki de bundan korkuyorum. O güneş hiç batmasın diye sabah erkenden yol alıyorum. Koşuyorum, gözlerim yarı açık. Günün bu saatlerinde sana susuyorum, seni içiyorum. Alnımdan akan terler yaşadığımı hissettiriyor. Aradım durdum yoldaki taşların sebebini. Dargın yüreğimin ilacını bulamadım desem şifacı kızar mı? Doyumsuz gözlerim her güzel çiçeği istedi yol kenarında. Koparamadım sahibi kızmasın diye. Şimdi bana kızma, darılma; her kalp atışında sana biraz daha yakınım ya da biraz daha uzak… Bilemem ama rüzgarlar saçlarını, mevsimler halini ve tavrını, her küçük cilve gözlerini hatırlatır bana. Ben yolda olmayı seçtim, yolumu seçtim. Zaman sever mi bilmem bu kararımı ama sevdanın sevdiği besbelli, yoksa kalbim nasıl atardı bu denli canlı? Arkadaşlarınızla paylaşmak için…​ Diğer Yazılarımıza da Göz Atın​ Şebnem Ferah  Sanat & Kültür Hindistan

Gitmeli

Gitmeli Nemocuuk Haziran 15, 2023 “Artık demir almak günü gelmişse zamandan   Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.” Bir yerlere gitmeli. Uzaklaşmalı buralardan. Kendinden kaçmalı insan. Kendinden, kendine… Gitmem gerekiyor. Nereye? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey… Zamandan demir alma vakti geliyor yavaş yavaş. Benim buna hazırlığım ne? Valizim hazır değil. Ben, hazır mıyım? Değilim. Geminin rotasını bilmiyorum. Korkuyorum da biraz sırf bu yüzden. Bayağı korkuyorum. Ya… Elimdeki kalem bana yabancı. Ben, buralara ait değilim. Kalemi de alıp gitmeliyim. Kalem darılır O’nsuz gidersem. Anlatamam kendimi O’nsuz gidersem. Anlatamam kendimi “O” olmadan gidersem. Halim nice olur. O’nunla buluşmaya kalbimde “O” olmadan gitmek, bunu düşünmek bile çok korkunç. Nerede filiz vereceğini bilemeyen bir tohum, savrulur boyuna; ve belki de asla filiz bile veremez ki meyve vermek şöyle dursun. Nereye ait olduğunu bilmeyen bir yabancı gibiyim. Nereye ait olduğunu bilmeyen bir yabancıyım. Gitmek zorundayım buralardan. Durmak bana göre değil. Rüzgârda uçuşan bir yaprak gibi, uzaklara gitmeliyim. Ufuklar beni kendine çekiyor. Bıktı mı yoksa bu topraklar benden? Yoksa her zamankinden daha fazla mı istiyorlar beni yanlarında? Bir yerlere gideceğim, o kesin. Nereye gideceğimi henüz bilmiyorum. Duramam ben buralarda. Memleket dedikleri şeye fersah fersah uzaktayım. Memleket mi, o da neyin nesi? Ait değilim ben buraya, hiçbir yere ait değilim. Bir memleket arayışından da vazgeçtim uzun zaman önce. Bunu böyle kabul ettim. Aldım, kabul ettim. Zaten öyle olduğunu, kabul ettim. Tek tesellim, dayanmamı sağlayan tek şey, buraya zarar vermemiş olma ihtimalim. Korkuyorum, etrafıma zarar vermiş olmaktan korkuyorum, kendime zarar vermiş olmaktan korkuyorum. Sadece bir sırt çantası, ihtiyacım olan tek şey. Bir sırt çantasına dünyalar sığabilir. Vaktiyle bir sepete sığan kurtuluşu, bir çantaya sığdıramaz mıyım? Uçağı bekleyemem. Uçak benim hızıma yetişemiyor. Zaman, mekân… Uzun zaman önce anlamını yitiren iki kavram benim için. Bugün bulunduğum yerle, dün bulunduğum yerin arasında ne fark var? Dünle bugün arasında ne fark var? Kim bilebilir bütün bu soruların cevabını? Bilmiyorum. Bilmediğim o kadar çok şey var ki… Kendimi burada bırakıp gidemiyor muyum? Kendimden uzaklaşamıyor, kendimden kaçamıyor muyum? Niye kendimden kaçamıyorum, anne? Arkadaşlarınızla paylaşmak için…​ Diğer Yazılarımıza da Göz Atın​ Şebnem Ferah  Sanat & Kültür Hindistan

Müzikli Kitap

Müzikli Kitap Bilal Uygur Mayıs 15, 2023 Tam kulaklığımı takıp, kitabıma devam etmeye yeltenmiştim ki, yanımda Playstation’ında oyun oynayan şahsiyet, bir anda yaptıklarımı fark ederek, “kardeşim sen deli misin nesin?“ diyerek başka bir dünyaya seyahat etmemi engellemeyi başarmıştı.“Hayırdır, uslu uslu kitabımı okuyacağım işte,” dedim biraz da tepki göstererek. Oyununu durdurup kulaklığını çıkartınca dedim ki aha yine kafayı açacak, başlıyoruz.. “Kitap okurken aynı zamanda müzik mi dinleyeceksin?” diyerek sözüne devam etti. Ben hala kafamda bu yaptığımın delilik ile ne alakası olduğunu anlamaya çalışırken bu soru gelince ilk anda bir afallarken bu sırada o sözlerine devam etti: “Sonuçta kitaba odaklanman gerekiyor ve dışarıdan gelen başka etkileşimlerden dolayı konsantrasyonunu kaybetmen ve okuduğun şeyi gerçekten anlamıyla algılayamaman muhtemel.” Kitabın arasına ayracı koyarken şu şekilde cevap verdim: “Bir konuda haklısın, odaklanılması gereken bir şey varken müziği de eklemek, bu odağın kaybolmasına sebebiyet verebilir. Ancak bu aynı zamanda kişiden kişiye de değişebilecek bir durum. Mesela benim için hem kitap okumak hem de müzik dinlemek, güzel bir ahenk içerisinde gerçekleşen bir durum. İki farklı sanatın, iki farklı dünyanın bir araya gelmesiyle beraber oluşan atmosferde, kitapların dünyasına yolculuk etmek benim için daha muazzam bir hale geliyor.” Arkadaşım gülerek: “Anlaşıldı, manyaklıkta bir çığır açıyorum diyorsun yani,” diyerek şakayla sözlerine başlayarak şöyle devam etti: ”Herkeste farklı bir etki oluşturacağı bir gerçek. Ancak bu kadar zevkle hem müzik dinleyip hem de kitap okuyanı da ilk defa görünce şaşırmadım değil. Bir dahakine ben de bir deneyeyim en iyisi, ama önce oyun oynamaya devam.”  “Keyifli oyunlar,” diyerek kısa ve öz muhabbetimizin sonuna geldiğimizin farkına vararak huzurla kulaklığımı takarak kitabıma gömülüyorum şimdi. Arkadaşlarınızla paylaşmak için…​ Diğer Yazılarımıza da Göz Atın​ Şebnem Ferah  Sanat & Kültür Hindistan

Hasretlik Cereyanı

Hasretlik Cereyanı Fatma Sena Bark Mayıs 15, 2023 Özledim Öyle ki Hasretin kaburgalarımı kırıyor artık Aldığım nefes batıyor içime Gözlerimin aradığı o yol sensinUfacık bir görebilsem yetecek belki Ama hiçbir kavşak getiremiyor Ulaştıramıyor beni sana Farklı bir şey bu Sadece özlemek değil Kollarım dile gelse Sen bile şaşırırsın nasıl hasretler sana Sen hiç kendini özlemedin ki Anlayamazsın bunu Deneme Ama ben sana biraz anlatmaya çalışayım Baktığım yerde senin izlerini nasıl görüyorum Nasıl çağlıyor içim sana Nasıl kamaşıyor kalbim  Cereyan çarpmış gibi Seni hissedince hemen yanı başımda Sanki o çiçeğin yaprağına az evvel sen dokunmuşsun Senin kokun geçmiş bu koridordan benden önce Adımların yankı yapmış bu kaldırımlarda Çok buradasın sen Bendensin Ama çok eksiksin hayatımda Bu kadar benimleyken buralarda olmamanın tarifi yok Bunu ben bile anlatamam sana Sana son sarılışım gelince aklıma Gözlerimin dolmasını açıklarım Ama yakınım olup  Uzağımda bulunmanın yürek sızısını  Açıklayamam Hep Mecnun’u konuşuyoruz ya genelde Ben Leyla’nın ne hissettiğini Senin bana bakan gözlerinle anıyorum Böyle sevilmiş demek ki Diyebiliyorum Cüretkar gelecek belki sana ama Hissedebiliyorum da Toprağın en dibini görmüş hissederken, Kaburgamdaki kırıklar arasında, Bir filiz baş verir. Senin sesin kulağıma çalınınca, O filiz çiçek açar. Senin izlerini hayatımda buldukça İz düşümü gibi Sanki az evvelimmişsin gibi Kalbim bir ritim sana kayıyor gibi Delilikse delilik Özledim işte Çok özledim Cümlelere savaş açasım gelir, Sana seni anlatmadaki yetersizliklerinden. Normalde harfler yan yana gelse  Çok şey söylerler belki ama, Acizliklerinden olsa gerek, Belleri bükülüyor. Lakin harflerle dostum bu aralar Her birine sen sevgisini işledim Daha bi zarifler artık gözümde Lafı dolandırmayacağım Manolyalar diktim sana gelen her yol başına Onlar solmadan Kokuları kaybolmadan Gel buluşalım Arkadaşlarınızla paylaşmak için…​ Diğer Yazılarımıza da Göz Atın​ Şebnem Ferah  Sanat & Kültür Hindistan